CHP Kars Milletvekili İnan Akgün ALP, TBMM’de yaptığı konuşmada “Suriye'de cereyan eden hadiseler bütün sonuçlarının yanında bir de göstermiştir ki ; ülkenin kurucu unsurlarının varlığını inkâr etmenin, muhalifleri zindana atmanın, hak taleplerine kulak tıkamanın, sürekli bir çatışma ortamının ve otoriter yönetimlerin ne ülkeye ne de bu yöntemlerden medet uman yöneticilere bir faydası olmamıştır. Görülüyor ki Esad bütün bunlarda ısrar ettikten sonra ülkesini cihatçılara terk edip gitmek zorunda kalmıştır. Bu hadise, bir kez daha bize göstermiştir ki ateş bizi yakmadan Kürt sorununu çözmek lazımdır. Bugün, AKP en üst düzeyde hâlâ Kürt sorunu yoktur çizgisindedir "Kürt sorunu yoktur." demekle bu sorunu çözemezsiniz. Bu sorun, esas itibarıyla, yıllarca uygulanan ret, inkâr ve asimilasyon politikalarına dayanır; bunlar da ısrar, sizi çözümsüzlükte ısrar noktasına düşürecektir." dedi.
Konuşması sırasında “asimilasyonu açıkla” diye laf atan Adalet ve Kalkınma Partili vekillere yanıtı Kürtçe veren ALP “ Dar li ser koka xwe; mirov li ser zimane wxe şin dibe” ( Ağaç kökü ile insan dili ile yaşar) sen bunu 25 senede anlamadın diye yanıt verdi.
“Bütün bu ateş çemberi içerisinde, Parlamentomuz, bu ülkenin eşit haklara sahip onurlu vatandaşlarına bilge bir yaşayışı tesis etmek zorundadır.” diyen Alp, " Esad'ın ve Suriye'nin akıbetini görünce "Tam olarak kendilerini ait hissetmeyen bütün Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti devletinin sahibi olmayı teklif ediyorum." diyen Genel Başkanımızın şimdi bu mesajının daha iyi anlaşıldığını zannediyorum. Bu vesileyle bir kez daha ifade ediyoruz ki Türkiye'miz, bu güzel vatanımız Türklerin de vatanıdır, Kürtlerin de vatanıdır ve tüm yurttaşlar eşit haklara elbet bir gün Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında sahip olacaktır. " dedi.
Alp, şunları kaydetti.
" Bu konuyla ilgili olarak, Sayın Devlet Bahçeli'nin uluslararası hukukun gereklerinin yerine getirilmesi suretiyle Kürt sorununun çözümü yolunda bir üst anlaşmazlık noktasının aşılabileceği mesajını da içeren çağrısına ciddiyetle yaklaşmak gerekir. Kanaatimce, böyle bir çağrı yapıldıktan sonra çağrının muhatabının da bir cevap vermesine olanak sağlanmalıdır. Bu kapsamda, güven artırıcı bir önlem olarak tutuklu, hasta ve yaşlı tutsakların, hangi suçtan olursa olsun, derhâl tahliye edilmesi önerisini de bir milletvekili olarak desteklediğimi belirtmek istiyorum.
Sayın milletvekilleri, Kürt meselesi bir şahsın, bir partinin, bir bölgenin meselesi değil bir ülkenin meselesidir; bir kişinin yeniden Cumhurbaşkanı olmasının politik bir aracı da olmayacaktır. Meselenin esaslı çözümü, ülkenin topyekûn demokratikleşmesiyle mümkündür. Hatırlatmak istiyorum; 1989 yılında biz bir Kürt raporu yayınlamıştık, o raporda ve sonrasında yaptığımız çalışmalarda referansımız hep sosyal demokrasinin evrensel ilkeleri olmuştur, bugün de aynı noktadayız. Biz o raporu yayınladığımızda, o tarihe kadar bu çatışmalarda hayatını kaybeden insan sayısı sadece yüzde 30'du, bugün belki 130 bini geçti, tam sayıyı bilen de yoktur. 4 trilyon dolar ülke kaynağımız bu yolda heba edilmiştir. 4 milyar dolar için Araplara "swap" parası için avuç açtıkları günü unutmasınlar. Yüz binlerce insanımız yurt dışına sürgün gitmek zorunda kalmıştır. Bu olaylar nedeniyle 12 Eylül’den beri cezaevine giren çıkan insan sayısı 1 milyonu çoktan aşmıştır ve büyük bir toplumsal tahribat yaratılmıştır. Eğer siyaset kurumu 1989'da bizi dinlemiş olsaydı bütün bunlar yaşanmamış olacaktı.
Sayın milletvekilleri, buradan belirtmek istiyorum ki, başarılı olmayan çözüm çabaları bize bir kez daha göstermiştir ki bir reform iradesi olmaksızın meseleye salt bir terörle mücadele yöntemi olarak bakmanın daha ağır sonuçları ve daha büyük riskleri vardır.
Adalet ve Kalkınma Partisinin bugüne kadarki yaklaşımlarında ve mevcut siyasi iklimde topyekûn demokratikleşme iradesini maalesef şimdilik göremiyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi hızla otoriterleşmeyi tercih etmiştir. Her gün kayyumlar, haksız tutuklamalar, adaletsizlikler bir tercih olarak halkımıza dayatılmaktadır. Bu yanlıştan dönmenizi size tavsiye ediyorum.
Ben çok kozmopolit bir ilden seçilip milletvekili geldim, aldığım oyun yarısını Türklerden, yarısını Kürtlerden aldım. Şimdi de barış adına atılacak adımlara olumlu katkı yapmayı üzerime tarihî bir görev olarak görüyorum.
Son olarak, Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ün Yurtta barış, dünya da barış." idealini bir kez daha hatırlatıyor, dikkatinizi çekiyor, beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
Önceki Haber
13 Belediyeye Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Ödülü
Sonraki Haber
Yargıtay’ın cezalarını onadığı Atatürkçü komutanlara hapis yolu: