Haber Arama

Çerez Politikası

Web sitemizde en iyi deneyimi sağlamak için çerezler kullanıyoruz. Sitemizi devam ettirmekle, çerezlerimizin, Gizlilik Politikamız ve Hizmet Şartlarımız'nı kabul etmiş olursunuz.

Erdoğan Toprak'tan haftalık değerlendirme raporu/9 Şubat 2025

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak Her hafta yayımladığı 'Haftalık Değerlendirme Raporu'nu yayımladı. Türkiye ve Dünya Gündemi olarak yayımladığı raporu Sıcak gündem, Ekonomi, Tarım, İç politika, Dış politika başlıklarıyla kamuoyu ile paylaştı

HAFTALIK DEĞERLENDİRME RAPORU

09 ŞUBAT 2025

TÜRKİYE VE DÜNYA GÜNDEMİ 09 ŞUBAT 2025

SICAK GÜNDEM                                                                                                                                      

  1. 6 Şubat 2023 deprem felaketinin ikinci yılındaki tablo, iktidarın başarısızlığını ve yaraları sarmaktaki yetersizliğini bir kez daha gözler önüne serdi!
  2. Türkiye’nin ABD’den sonra dünyada en fazla insani yardım yapan ikinci ülke olmasına karşılık AKP iktidarı, dışarıya ve başka ülkelerin insanlarına karşı sergilediği cömertliği kendi yurttaşlarından esirgiyor!

İÇ POLİTİKA                                                                                                                                             

  1. Dezenformasyon Yasası, İnternet Yasası vb. düzenlemelerle baskılanan basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlükler Siber Güvenlik Kanun teklifiyle daha da kısıtlanıyor!
  2. Bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 2024 sonunda 3,9 milyon kişiyle 15 yılın rekorunu kırdı. Bankaların yasal takibe intikal ettirdiği borçlular, 2,5 milyonu aştı!

EKONOMİ                                                                                                                                               

  1. Merkez Bankası 2025’in ilk enflasyon raporunda yılsonu hedefini yüzde 21’den yüzde 24’e üst sınırı yüzde 26’dan yüzde 29’a yükseltti. Ekonomik programdaki sürdürülen yanlışlarla revize hedef tutmayacak, yoksulluk ağırlaşacaktır!
  2. Merkez Bankası Emisyon Hacmi verileri 31 Ocak itibarıyla kullanımdaki banknotların dağılımında dünyada örneği görülemeyecek bir tutarsızlığı gözler önüne seriyor. İktidar, yeni banknot basımına direniyor!
  3. Her yıl sergilenen enflasyon senaryosuyla aralık ayında düşük çıkartılarak aşağı çekilen enflasyon farkına göre yapılan maaş zamları, ocak ayında beş kat artan enflasyonla büyük ölçüde geri alındı!

TARIM                                                                                                                                                     

  1. 2010 yılından bu yana canlı hayvan ve et ithalatına ödenen para, 12 milyar doları (420 milyar TL) aştı!

DIŞ POLİTİKA                                                                                                                                           

  1. ABD Başkanı Trump’ın Grönland, Panama, Kanada’dan sonra Gazze’yi talep edip, İsrail’e koşulsuz destek açıklaması yeni bir yayılmacılık sürecinin sinyallerini veriyor!
  2. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara’ya uluslararası ilgi ve kabulün artması, sahada yeni rekabetlerin ve olası ittifakların işaretlerini veriyor.

6 Şubat depreminin ikinci yılında İletişim Başkanlığı’nın yayınladığı rapora göre, 2 yılda teslim edilen konut sayısı yıkılanların üçte biri. Gazze’nin sıfırdan imarı için gereken para 40 milyar dolar iken deprem bölgesine iki yılda harcanan tutar 75 milyar dolar. Yüzbinlerce depremzede hâlâ evsiz!

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın yayınladığı ‘Asrın Felaketinin 2. Yılı: İnşa ve İhya Çalışmaları’ başlıklı rapora göre; deprem illerinde 651 bin depremzede 2 yıldır karda, soğukta, çamurda, yazın kavurucu sıcağında konteynerde yaşam sürüyor. Raporda konteynerlerde yaşayanlara 105 bin vantilatör, 149 bin klima verilmesiyle övünülüyor.

Depremde yıkılan konut sayısı 671 bin iken 2 yılda bunun üçte birine karşılık gelen 201 bin konut inşa edilmiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 mart ayında 350 bin konutu bir yılda teslim etmeyi, iki yıl içinde de 650 bin konutu tamamlamayı vaat etmişti. Raporda bu yıl sonuna kadar 358 bini konut olmak üzere, 452 bin 983 konut, işyeri, köy evinin depremzedelere teslim edilmesinin planlandığı vurgulanıyor. 6 Şubat depreminden bu yana inşaat, imar, altyapı, sağlık ve sosyal alanlar için harcanan kaynakların toplamının 2,6 trilyon lira olduğu, karşılığının 75 milyar dolara denk geldiği belirtiliyor.

Birleşmiş Milletler raporuna göre İsrail’in yok ettiği Gazze’nin yeniden imar ve inşası için gereken para 40 milyar dolar. Cumhurbaşkanlığı raporunda dile getirilen 75 milyar dolarlık harcama oldukça yüksek bir tutar. Kaldı ki bu kadar harcamaya rağmen deprem yaralarının ancak üçte biri sarılabilmiş. Bu da deprem gerekçesiyle harcanan bu kaynakların planlı ve tutarlı olup olmadığının sorgulanmasını, şeffaf bir şekilde TBMM’ye hesap verilmesini gerektiriyor. Harcanan 75 milyar dolara rağmen hâlâ 651 bin yurttaşın evsiz olması, konteynerlerde yaşaması nasıl izah edilecek?

1999 Marmara Depremi’nden sonra Özel İletişim Vergisi adıyla 2003’e kadar geçici olarak uygulanan, iktidarın 2004’te kalıcı hale getirdiği deprem vergisinden 25 yılda elde edilen gelir 2024 sonunda 142 milyar 424 milyon TL’ye ulaştı. (42 milyar dolar) 2023 yılında deprem gerekçesiyle kurumlar vergisine getirilen yüzde 5’lik ek artış, Motorlu Taşıtlar Vergisinde mükerrer ödemeyle 200 milyar liraya varan ek kaynak toplandı.

25 yılda 42 milyar dolar deprem vergisiyle İstanbul başta olmak üzere riskli tüm illerin altyapısını güçlendirmek, kentsel dönüşümü tamamlamak, konutları, okulları, hastaneleri depreme dayanıklı hale getirmek olanaklıydı. Ancak şimdiki Hazine ve Maliye Bakanı, 2011’deki Van depremi sonrasında o dönemdeki AKP hükümetinin Maliye Bakanı olarak yaptığı açıklamada deprem vergilerini duble yollara, kamuya taşıt ve makam aracı alımlarına harcadıklarını açıklarken, bunun Türkiye ekonomisi ve bütçesi için ‘çerez parası’ olduğunu övünerek ifade etmişti.

Küresel Yardımlar 2024 Raporu’na göre Türkiye, 2012’den bu yana 75 milyar dolar, son beş yılda ise 38,5 milyar dolar insani yardım yaptı. Dünyada en çok yardım yapan ilk 20 ülke içinde ABD’den sonra ikinci olan Türkiye, kişi başına düşen milli gelirde ise son sırada yer alıyor!

Uluslararası Küresel Yardımlar 2024 Raporu’na göre Türkiye, milli gelirine kıyasla en fazla dış yardım ve insani yardım yapan ikinci ülke. Buna göre önceki yıl 15,4 milyar dolar dış ve insani yardım yapan ABD’nin hemen ardından 5,1 milyar dolarla Türkiye geliyor. Türkiye’nin ardından 3,9 milyar dolarla Almanya üçüncü sırada, AB ise 3,1 milyar dolarla dördüncü sırada yer alıyor. Özellikle Suriye’de 2011’de başlayan iç savaş sonrasında Türkiye’ye yönelik Suriyeli sığınmacı akınının hızlandığı 2012 yılından itibaren yükselişe geçen insani yardımların toplamı 2023 sonuna kadar 75 milyar dolara (2,6 trilyon TL) ulaştı. 2018-2023 dönemi son beş yıldaki insani ve dış yardımların tutarı ise 38,5 milyar (1 trilyon 112 milyar TL) dolar oldu. İngiltere, Norveç, Japonya gibi gelişmiş refah ülkeleri ve Suudi Arabistan gibi yüz milyarlarca dolarlık petrol gelirine sahip zengin ülkelerin yaptığı insani yardımlar ise 1-1,5 milyar dolarla Türkiye’nin beşte biri tutarında. Körfez ülkesi Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 600 milyon dolar yardım yaparken, Güney Kore ve İspanya 200’er milyon dolarlık insani yardımla 20 ülke sıralamasının sonunda yer alıyor.

2023 yılında 300 milyon dolar insani yardım yapan İrlanda 103 bin dolarlık kişi başına düşen milli gelirde (KBMG) ile birinci sırada yer alırken, Türkiye 13 bin 105 dolarlık KBMG ile son sırada. Türkiye dışında en fazla insani yardım yapan ülkelerin KBMG ortalaması 57 bin dolar. Dolayısıyla Türkiye milli gelirine kıyasla en fazla insani yardım yapan ülke olurken, dünyanın en zengin ve müreffeh ülkelerinin yaptığı yardımlar Türkiye’nin oldukça gerisinde. Türkiye’nin yaptığı insani yardımların dörtte üçü Suriyelilere harcanmış.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB) verilerinde de 2012-2023 arasında Türkiye’nin hibe, dış yardım, insani yardım başlığı altında bütçe ve hazineden yaptığı harcamaların ve aktardığı kaynakların toplamı 75 milyar dolara ulaşırken, 2023 yılında Azerbaycan ile Somali’ye toplam 68,5 milyon dolar karşılıksız yardım ve hibe yapılmış.

Dış yardımların ve insani yardımların resmi şekilde yapılması, bütçe ve hazine kaynaklarından transferle gerçekleştirilmesi yasal olarak zorunlu. Nakdi ya da hibe şeklinde yapılan yardımlar 4749 sayılı yasa çerçevesinde hazine bütçesinden gerçekleştiriliyor. İktidar dış ve insani yardımlarda, hibelerde ABD ile yarışırken bu paraların neredeyse tamamına yakınını vatandaştan toplanan vergilerden oluşan bütçeden ve giderek daha yüksek faizle borçlanan hazine kaynaklarından gerçekleştiriyor.

Demokratik toplumu ve kurumları kuşatmaya yönelen iktidar, Siber Güvenlik Kanun Teklifi ile yeni bir adım daha attı. Teklifte Siber Güvenlik Kuruluna verilen geniş yetkilerle düşünce ve ifade özgürlüğü, yargı kararı olmaksızın konut ve özel yaşamın dokunulmazlığı kısıtlanıyor!

Cumhurbaşkanına bağlı Devlet Denetleme Kurulu ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na verilen olağanüstü yetkiler ve yargısız infaz imkanından sonra, iktidarın TBMM’ye getirdiği Siber Güvenlik Kanun Teklifi ile özgürlüklerin kısıtlanması, toplumdaki korku iklimi ve endişelerin olağanlaştırılması yönünde yeni bir adım daha atılıyor. Yasa teklifinde doğrudan Cumhurbaşkanına bağlı Siber Güvenlik Kurulu Başkanına olağanüstü yetkiler tanınıyor. TBMM Milli Savunma Komisyonu’nda iktidar oylarıyla geçirilen kanun teklifinde çok sayıda yeni suç tarifine ve tanımına yer veriliyor.

Sosyal medyanın, internetin, dijital mecraların, GSM operatörleri ve cep telefonlarının, mesajlaşma ve yazışmaların kontrolünü ve denetimini içeren böylesine geniş yetkiler kullanılırken, herhangi bir yargı kararının aranmaması tamamıyla keyfi ve baskıcı bir sistemin ulusal güvenlik kılıfiyla gerçekleştirilmek istendiğini gösteriyor. Siber Güvenlik Kurulu Başkan ve üyelerinin kararlarına, talimatlarına bağlı şekilde işleyecek bir izleme- gözleme-takip- sistemi kurulurken söz konusu kurul kendisine tanınan yetkilerle pek çok anayasal hak ve özgürlüğün kullanılmasını kısıtlama ve engelleme imkanına sahip olacak. Söz konusu yetkiler yargı kararı aranmaksızın ulusal güvenlik, siber güvenlik vb. gerekçelerle insanların itham edilmesine, suçlanmasına, tutuklanmasına, ağır hapis cezalarıyla yargılanmasına olanak sağlayacak. Kişisel ve toplumsal özgürlük alanları daraltılıyor. Dezenformasyon yasasıyla getirilen ‘yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamasıyla baskı ve korku iklimi ileri düzeye taşınıyor.

Siber Güvenlik Kanun Teklifinde yeni suç tanımları ve suçlama gerekçelerinin kapsamı oldukça geniş bir alana yayılırken, ağır hapis cezaları getiriliyor. Oldukça muğlak ve sınırları belirsiz şekilde tarif edilen ‘veri sızıntısı olmadığı halde veri sızıntısı yapılmış gibi içerik oluşturma eylemi’ yeni suçlama başlıklarından birisi. Bu ithamla suçlanacaklara 2-5 yıl arasında hapis cezası öngörülüyor.

Siber Güvenlik Kurulu Başkanlığına ‘Hakim kararı olmaksızın ev, işyeri, kurumlarda, ofislerde arama yaptırma’ yetkisinin verilmesi oldukça vahim bir sürecin işareti. Kurula verilen bu yetkilerle hukuk devleti, özel hayatın dokunulmazlığı, konut mahremiyeti yok sayılıyor. Oysa Anayasamız, yargılama yetkisinin bağımsız Türk mahkemelerinde olduğunu hüküm altına alıyor. Anayasaya aykırı Siber Güvenlik Yasa Teklifine göre kurul başkanının bir hakimden ya da mahkemeden karar çıkartmasına gerek yok!

Bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 2024 sonunda 3,9 milyon kişiyle 15 yılın rekorunu kırdı. Bankaların yasal takibe intikal ettirdiği borçlular 2,5 milyonu aştı. Takipteki alacaklar 320 milyar TL’ye yaklaşırken, acil çözüm bekleyen kitlesel borçluluk tablosu vahim bir noktaya ilerliyor!

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi tarafindan açıklanan 2024 yılı Aralık ve Yıllık verileri, bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin ülke nüfusunun yüzde 5’ine ulaştığını, kredi ve kart borcundan dolayı bankaların yasal takibe intikal ettirdiği kişi sayısının ise küresel finansal kriz yılı olan 2009’dan bu yana en yüksek düzeye yükselerek rekor kırdığını gösteriyor.

Bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe alınan kişilerin sayısı aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 50 artarak 180 bin 916 bin olurken, kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal ettirilenlerin sayısı ise 212 bin 871 kişiye yükseldi. Bankaların sadece aralık ayında yasal takibe intikal ettirdiği bireysel kredi ve kart alacaklarının parasal tutarı önceki yılın aralık ayına göre yüzde 167 artışla 131 milyar liraya yükseldi. Risk Merkezi’nin yayınladığı rakamlara bakıldığında 2024 Ocak-Aralık arası bir yıllık dönemde kredi kartı borcundan ötürü yasal takibe alınanlar önceki yıla göre yüzde 59 yükselerek 1 milyon 376 bin kişiye ulaştı.

2008 yılında başlayan ve tüm dünyayı etkileyen küresel bankacılık ve finans krizi sonrasında Türkiye’de kredi kartı borcunu ödeyemediği için yasal takibe düşen kişi sayısı 2009 sonunda 1 milyon 914 bin kişiye çıkmıştı. 2024 sonunda kart borcu nedeniyle yasal takibe alınanlar 2009’daki ağır bankacılık krizinden bu yana son 15 yılın ve aynı zamanda tüm zamanların en büyük borçlu kitlesini ortaya çıkarttı. Geçen yılsonunda bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı da yüzde 39 artışla 1 milyon 182 bin kişiye ulaşarak rekor kırdı.

Bireysel kredi ve kredi kartı borcundan dolayı bankaların yasal takibe aldığı kişilerin toplamı 2024 sonu itibarıyla 2 milyon 558 bin kişiye yükseldi. Yasal takipteki alacaklarının tutarı 318 milyar TL’ye ulaştı. Diğer yandan bireysel kredi ve kredi kartı borcu devam eden ancak borcunu ödeyemediği halde 90 günlük süre dolmadığı için henüz yasal takibe intikal ettirilmeyen kredi ve kart borçlularının sayısı çok daha büyük bir riskin habercisi. TBB Risk Merkezi rakamlarına göre bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödememiş ancak borcu devam eden kişi sayısı 2024 sonu itibarıyla 3 milyon 933 bin 188 kişi. (Yaklaşık 4 milyon!)

Merkez Bankası 2025’in ilk enflasyon raporunda yılsonu hedefini yüzde 21’den yüzde 24’e üst sınırı yüzde 26’dan yüzde 29’a yükseltti. Enflasyon düşecek diye düşük zam yapılan milyonlar mağdur edildi. Ekonomik programdaki sürdürülen yanlışlarla revize hedef tutmayacak, yoksulluk ağırlaşacaktır!

Merkez Bankası (MB) 2025 yılının ilk enflasyon raporunda bir ay önce revize ettiği yılsonu enflasyon hedefini yeniden değiştirmek zorunda kaldı. 2024’ün son enflasyon raporunda 2025 yılsonu için öngörülen hedef yüzde 17,5’tan yüzde 21’e üst sınır ise yüzde 26’ya yükseltilmişti. 7 Şubat’ta açıklanan yeni raporda ise gıda fiyatlarında, kiralarda ve özellikle ‘kamu tarafindan yönetilen-yönlendirilen fiyatlardaki yüksek artış’ nedeniyle hedef revizyonuna gidildiği açıklandı. Bir ayda değiştirilen yeni enflasyon hedefi orta noktası yüzde 24, üst sınırı yüzde 29 olmak üzere 3 puan birden artırıldı.

  • MB Başkanı Fatih Karahan, yılsonu hedefini yükseltmelerinin gerekçelerini; gıda, kira ve yönetilen-yönlendirilen fiyatlardaki artış olarak sıraladı.

Türkiye yıllardır gıda enflasyonunda dünyada ilk sıralarda. Konut fiyatları ve kiralardaki olağanüstü artışta da Avrupa ve dünyada birinci konumda. Yönetilen-yönlendirilen fiyatlar ise tamamıyla kamu ve iktidar tarafindan belirleniyor. 2025’te yüzde 43,93 olarak açıklanan Yeniden Değerleme Oranı (YDO) üzerinden başta tüm mal ve hizmetlerde, ürünlerde uygulanan ÖTV olmak üzere tüm vergi, harç ve cezalar Cumhurbaşkanı kararlarıyla yüzde 44 artırıldı. TCDD, THY bilet fiyatları, toplu ulaşım, köprü, otoyol, tünel geçiş ücretleri aynı oranda ya da daha yüksek oranlarda zamlandı. Akaryakıt fiyatları haftada birkaç kez artırılıyor. Kamu hastanelerindeki sağlık ödemelerine, ilaç, muayene, Aile Hekimi katkı ücretlerine yüzde 100’ü aşan zam yapıldı. Meskenlerin elektrik faturalarında uygulanan tarifeler, 1 Şubat’tan itibaren tüketim miktarına göre yüzde 140 zamlandı, sübvansiyonlar kaldırıldı. Bu zamlar otomatik olarak diğer kurum ve işletmelerin mal ve hizmetlerine, gıda girdi maliyetlerine yansıtılıyor. Ocakta TÜİK’in yüzde 5,03 olarak açıkladığı aylık enflasyonun gerisinde ağırlıkla iktidarın yaptığı yüzde 44 ve üzerindeki zamlar yatıyor.

MB Başkanı enflasyona en büyük etkinin ‘yönetilen-yönlendirilen’ fiyatlardan geldiğini, bu yüzden enflasyon hedefini yukarı çekmeye mecbur kaldıklarını itiraf ederken, işaret ettiği kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan.

  • Gıda, kira, konut, kamu fiyatlarındaki artışlardan ve enflasyon üzerindeki etkisinden yakınan MB Başkanı, bunun sorumlusunun iktidarın 2021’de uygulamaya koydug˘u Türkiye Ekonomi Modeli oldug˘undan söz etmiyor!

Ocak sonu itibarıyla kullanımdaki kağıt paralar içinde 100 ve 200 TL’lik en yüksek tutarlı banknotların payı yüzde 96’ya yükseldi. Dünyanın hiçbir ekonomisinde görülemeyecek bu tablo, para ve emisyon politikalarının temel ilkeleri açısından büyük çelişkidir. İktidar, yeni banknot basımına direniyor!

Halen kullanımdaki en yüksek kupürlü banknot olan 100 ve 200 TL’lik kâğıt paraların sayısındaki artış, uygulanan ekonomi ve para politikalarının, enflasyonun yarattığı ağır tahribatın hangi noktaya geldiğinin en somut göstergesidir. Merkez Bankası (MB) verilerine göre, Ocak 2025 sonunda kullanımdaki 100 ve 200 TL’lik banknotların toplam emisyon hacmi içindeki payı yüzde 96’ya ulaştı. Geçen yılın ocak ayına kıyasla 200 TL’lik banknotların sayısal olarak tedavüldeki paralar içindeki oranı yüzde 24,2 artışla yüzde 52’ye yükseldi. Kullanımdaki paraların yarısından fazlasının 200 TL’lik kağıt paralardan oluşması uluslararası para ve emisyon standartları açısından büyük bir çelişkiyi yansıtıyor. Geçen yılın ocak ayında bu oran yüzde 51, 2023’ün ocak ayında yüzde 37,5 oranındaydı.

  • Uluslararası MB standartları ve emisyon ilkelerine göre en yüksek değerdeki banknotun toplam emisyon hacmi içindeki payı yüzde 50’ye ulaştığında daha yüksek deg˘erde yeni banknotun kullanıma sunulması

200 TL’nin payı yüzde 52’ye ulaşırken, en yüksek değerdeki ikinci banknot olan 100 TL’nin toplam emisyon hacmi içinde 2023’te 25,4 olan payı 2024 ocak ayında yüzde 17,9’a, bu yılın ocak sonunda yüzde 17,4’e geriledi. 2023’te yüzde 9,2 olan 50 TL banknotun payı bu yılın ocak ayında yüzde 5,9’a inerken, 20 TL’nin payı ise yüzde 5,2’den yüzde 4,8’e düştü. 50 ve 20 liralık kâğıt paraların emisyon hacmi içindeki payının tek haneli oranlara gerilemesi, 100 TL’nin payının azalması bu kupürlerin artık ekonomik faaliyetlerde kullanılamaz hale geldiğini gösteriyor. Banka ATM’lerinde 50 TL’nin altındaki 20,10, 5 TL banknotları kaldırması, günlük çekiş limitinin en düşük 10 bin TL’ye yükseltilmesi, bazı bankaların 15 bin TL olarak uygulaması yüksek enflasyonun ve paranın alım gücündeki hızlı erimenin sonucudur. Bir kilo kıyma almak için 2 adet 200 TL veya 4 adet 100 TL, 1 kilo pirzola için 5 adet 200 TL ya da 10 adet 100 TL gerekirken, 50 ya da 20 TL banknotlarla ödeme yapmak olanaksız hale geldi. 22 bin liralık asgari ücret ödemesi için 100 adet 200 TL’lik bir deste banknota ilave olarak 10 adet daha 200 TL ya da 20 adet 100 TL gerekmektedir.

  • İ˙ktidarın TL’yi ve en yüksek deg˘ erdeki 200 TL banknotu ne hale getirdig˘inin en somut kanıtı, Cumhurbaşkanı Erdog˘ an’ın gittig˘i illerde şehir turu yaparken çocuklara 200 TL harçlık dag˘ıtmasıdır!

Maaş zamlarını düşük tutabilmek için aralıkta yüzde 1,03 oranında açıklanan resmi enflasyon ocakta 5 kat artarak yüzde 5,03’e yükseldi. Bu senaryoyla işçi, memur ve emeklinin geliri bir ayda yüzde 5 azaldı. TÜİK, enflasyon sepeti değişikliğiyle daha düşük enflasyona zemin hazırlıyor!

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2025 Ocak rakamlarına göre tüketici fiyatlarındaki aylık artış yüzde 5,03 oldu. Geçen yılın ocak ayında aylık yüzde 6,70, yıllık yüzde 64,86 olan tüketici enflasyonu (TÜFE) bu yılın ocak ayında yüzde 5,03 olunca yıllık enflasyon da baz etkisiyle yüzde 42,12’ye indi. TÜİK geçtiğimiz aralıkta aylık enflasyonu yüzde 1,03 olarak açıklayınca 2024’ün yıllık enflasyonu yüzde 44,4 oranıyla kapandı. İktidar, aralık ve yılsonu enflasyonlarını esas alarak, asgari ücrete, memur ve emekli aylıklarına yapılacak zam oranlarını 6 aylık enflasyon farkına göre belirledi. Asgari ücrete yüzde 30, memur ve memur emeklilerine 6 aylık enflasyon farkı üzerinden yüzde 11,54, SGK ve Bağ-Kur emeklilerinde de yüzde 15,75 oranında zam yapıldı. Ancak yapılan bu zamlar ocakta 5 kat artan enflasyonla bir ayda 5 puan eridi. 22 bin 104 liraya çıkartılan yeni asgari ücretin 1152 lirası, 42 bin lira olan en düşük memur maaşının 2100 lirası, 19 bin lira olan en düşük memur emekli aylığının 950 lirası, 14 bin 469 liralık en düşük SGK emekli aylığının 723 lirası ilk ayda eridi.

Tüm bu hesap ve sepet oyunlarına rağmen Türkiye, TÜİK rakamlarıyla bile dünyada enflasyonun en yüksek olduğu ülkelerin başında geliyor. Yüzde 5,03 oranındaki ocak ayı enflasyonu pek çok ülkenin yıllık enflasyon oranının üzerinde. Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) yıllık enflasyon ortalamasını yüzde 4,7 olarak açıkladı. Türkiye, TÜİK’in 2024 sonu için yüzde 44,4 oranında açıkladığı enflasyonla OECD ortalamasının 10 katına yaklaşırken, enflasyon sıralamasında OECD birincisi konumunda. Türkiye’nin ardından ikinci olan Kolombiya’da yıllık enflasyon yüzde 5,2, 3 ve 4’üncü sıradaki İzlanda ile Polonya’da yüzde 4,7 oldu. Türkiye’nin yüzde 44 oranındaki 2024 enflasyonu AB ve Euro Bölgesi’nde yüzde 2,4’e yükselen yıllık enflasyonun yaklaşık 20 katına yaklaşıyor.

TÜİK, her yıl yaptığı gibi enflasyon sepetinde ve hesaplama yönteminde yine değişikliğe gitti. Gıda ve alkolsüz içeceklerin ağırlığı yüzde 24,98'den yüzde 24,96'ya, ulaştırmanın ağırlığı 17,35'ten 15,34'e düşürüldü. Konutun ağırlığı yüzde 14,2'den yüzde 15,21'e yükseldi. Gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler ve tütün, ev eşyası ile ulaştırma gruplarının ağırlıkları azaltılırken, konut, sağlık, eğlence ve kültür, lokanta ve oteller, eğitim, giyim, ayakkabı, çeşitli mal ve hizmetler ile haberleşme gruplarının ağırlığı arttı. Söz konusu ağırlıklar, alkollü içecekler ve tütünde yüzde 3,52, eğitimde yüzde 2,3, giyim ve ayakkabıda yüzde 7,16, ev eşyasında yüzde 7,67, sağlıkta yüzde 4,09, haberleşmede yüzde 3,62, eğlence ve kültürde yüzde 3,36, lokanta ve otellerde yüzde 8,31, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 4,43 olarak belirlendi.

Hayvancılığa destek için üç yıllık bir proje açıklayan İKTİDAR; 2010’dan bu yana yok olmaya başlayan besiciliğin önemini, yerli besiciden kaynak esirgenemeyeceğini, ithal et ve canlı hayvanla sorunların çözülemeyeceğini, nihayet anlamaya başlıyor!

Fransa’dan ithal canlı hayvan ve ete ödediği milyar dolarlarla bu ülkeden madalya alan Tarım ve Orman Bakanlarının yer aldığı AKP hükümetleri, et ve süt üretiminin sorunları karşısında tek çözümü canlı hayvan ve et ithalinde buldular. Son 15 yılda milyonlarca büyük ve küçükbaş canlı hayvan ithal edilirken, yüzbinlerce ton kırmızı et ithalatına da çok büyük paralar ödendi. Yerli besiciden esirgenen kaynaklar ithalata akıtılırken, et fiyatlarının yükselişi durdurulamadı. Et ve Süt Kurumu’nun etkisizleşmesiyle iktidara yakın birkaç büyük ithalatçının kontrolüne giren canlı hayvan, kırmızı et, endüstriyel et ürünleri sektörü, yerli besiciliği bitme noktasına getirdi. Yerli besicilerin büyük bölümü hayvancılığı terk etmek zorunda kaldı. TÜİK rakamları, Türkiye’nin et ve süt hayvanı sayısının, büyük ve küçükbaş canlı hayvan sayısının hızla gerilediğini, yem, ot, saman, aşı, veteriner ücretlerindeki artışlarla besicilerin baş edemediğini gösteriyor. Buna karşılık 2010 yılından bu yana canlı hayvan ve et ithalatına ödenen para 12 milyar doları (420 milyar TL) aştı.

Açıklanan üç yıllık ‘Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek’ projesine göre küçük aile işletmelerine Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) tarafindan 5-15 baş arasında damızlık gebe canlı hayvan verilecek. Yıllardır iktidara yakın medya patronlarına, müteahhitlere milyar dolarlık krediler veren Ziraat Bankası açıklanan proje uyarınca; 2 yıla kadar geri ödemesiz en az 3, en fazla 5 yıl vadeli faiz sübvansiyonlu kredilerle bu projede yer alan aile işletmelerini, genç ve kadın besicileri finanse edecek. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafindan besicilere bir yıl boyunca aylık en az bir asgari ücret tutarında, yıllık toplam 270 bin TL hayvan bakım ve beslenme ödemesi verecek. Ödeme karşılıksız hibe şeklinde olacak. Besicilere dağıtılacak damızlık ve gebe hayvanlar 1 yıl süreyle Tarım Sigortaları Havuzu Genel Müdürlüğü tarafindan sigortalanacak, sigorta bedeli devlet tarafindan karşılanacak. Deprem bölgesindeki besicilere öncelik sağlanmasını öngören projeye sadece ilk kez hayvancılık yapmak isteyen girişimciler başvurabilecek. Gebe olarak verilecek hayvanların 7-8 ay içinde doğum yapmasıyla girişimcilere verilen hayvan sayısı ikiye katlanacak. Veteriner hekim ya da ziraat mühendislerine verilecek gebe- damızlık hayvan sayısı ise 30 olarak belirlendi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’yi gerekirse asker göndererek boşaltıp devralma planı, başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünyada yeni gerginlik ve savaşların fitilini ateşleyecek bir plandır. 2,5 milyon Filistinliyi topraklarından çıkartmanın hiçbir insani izahı olamaz!

ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’da ağırladığı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile düzenlediği ortak basın toplantısında ‘yıkım alanı’ olarak nitelendirdiği Gazze’yi ABD’nin devralacağını açıkladı. Trump, ‘ABD Gazze Şeridi’ni devralacak ve biz buranın sahibi olacağız. Sahadaki tüm tehlikeli, patlamamış bombaların ve diğer silahların etkisiz hale getirilmesinden sorumlu olacağız. Bu toprak parçasını devralıp geliştireceğiz, binlerce ve binlerce istihdam yaratacağız.’ dedi. Trump, Filistinlilerin öldürülmeyecekleri yerlerde yaşamaları için Gazze’den ayrılıp geri dönmemelerini önerdi. ABD Başkanı Gazze’yi ‘nasıl ve hangi yetkiyle devralacağı’ sorusunu yanıtsız bıraktı. Trump’ın açıklamalarına 12 Arap ülkesinin Dışişleri Bakanları toplantısında yayınlanan ortak bildiriyle ‘ret’ yanıtı verildi. Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkelerinden sert tepkiler geldi. Gazze’nin boşaltılmasının kabul edilmeyeceği vurgulandı. Rusya ve Çin, Trump’ın açıklamalarının yeni savaşları tetikleyeceğini dile getirirken, Almanya, Fransa gibi NATO müttefikleri Trump’ın planının insani olmadığını savundular. Hamas, Gazzelileri tahliye planının Filistinlileri yüzlerce yıllık topraklarından kovmayı, bölgede yeni savaş ve gerginlikler yaratmayı amaçladığını açıkladı. Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, devletleri ve toprakları için sonuna kadar savaşa kadar devam edeceklerini duyurdu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze ile ilgili tehcirin tartışılmasının bile yanlış olduğunu belirterek ne Türkiye’nin ne de bölge ülkelerinin kabul edeceği bir durum olmadığını ifade etti.

  • İ˙srail’in serbest bıraktıg˘ı Filistinlilerden bir grubun Türkiye’ye getirilmesi, iktidarın Trump planına sessizlig˘i, Gazzelilerin bir bölümünün Türkiye’ye yerleştirilmesine olumlu yaklaşıp yaklaşılmadıg˘ının sorgulanmasını

İsrail Başbakanı Netanyahu basın toplantısında Yahudiler için kutsal ‘Eski Ahit’e atıfla, Eski Ahit’in İsrail halkının aslanlar gibi yükseleceğini vaat ettiğini anımsattı. Netanyahu ‘İşte biz bugün yükseldik, Yahuda Aslanının kükremesi Orta Doğu’da daha yüksek sesle duyuluyor. İsrail hiç bu kadar güçlü olmamıştı’ dedi. İsrail Başbakanı Netanyahu Trump’ın dört yıllık görev süresi sonunda İsrail’in topraklarını genişleteceği, yayılmacılık politikasını hızlandıracağı, ABD desteğiyle bölgede sınırları yeniden çizme niyetinin işaretlerini verdi.

Suriye’de geçiş yönetiminin Cumhurbaşkanlığına seçilen Ahmed el Şara, ilk yurt dışı ziyaretini Suudi Arabistan’a yaptıktan sonra Türkiye’ye geldi. Fransa Cumhurbaşkanı Macron tarafından Paris’e davet edildi. Ziyaretler ve gelişmeler, Suriye sahasında yeni rekabetlerin ve olası ittifakların işaretlerini veriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelen el Şara, ortak basın toplantısında ekonomik ve askeri iş birliklerinden, Türkiye’nin verdiği büyük destekten söz etmesine karşılık, Türkiye’deki 5 milyon Suriyeliye ‘ülkeniz artık güvenli, dönün’ çağrısı yapmadı. Suriye’nin yeniden imar ve inşasında ihtiyaç duyulan kaynağın büyüklüğü Şam liderini Suudilerle yakınlaşmaya zorunlu kılıyor. ABD ile bölgedeki en yakın Arap ülkelerinin başında gelen Suudiler, Suriye’nin ABD nezdinde kabulü ve yaptırımların hafifletilmesini sağlayabilecek etkinliğe sahip konumda.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da geçtiğimiz günlerde Kahire’nin ardından Bağdat’a ve oradan da Suudi Arabistan’a giderek temaslar yürütmesi, Suriye sahasında rekabetin yanı sıra iş birliği arayışının bir göstergesi. Bu noktada Irak’ın eski Şii Başbakanı Nuri el Maliki’nin Şam’daki Sünni HTŞ yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara’ya yönelik oldukça sert açıklamalar yapması dikkat çekici! Maliki’nin açıklamaları, Suriye’de etkinliğini yitiren İran’ın, Bağdat üzerinden etkili olmaya çabaladığı, dolayısıyla Türkiye ve Suudilerin artan etkisinden rahatsızlık duyduğunun ifadesi olarak görülebilir.

Türkiye’nin mevcut ekonomik durum nedeniyle iktidarın Suriye’nin yeniden imar ve inşasına ciddi kaynak ayırması pek mümkün görünmüyor. O nedenle iktidar Suudilerin ve diğer petrol zengini Körfez ülkelerinin sağlayacağı finansmanla, Türkiye’nin Suriye’de yeniden imarın öncülüğünü üstlenmek istediği anlaşılıyor. Bunun yanında Suriye’de Esad döneminin lağvedilen tüm kamu kurumları ve ordusunun yeniden inşası, altyapının oluşturulması, siyasi, askeri ve ekonomik yeniden yapılanmada da Türkiye-Suudi Arabistan’ın iş birliği öngörülebilir. Kurulacak yeni Suriye ordusunun TSK tarafindan eğitilmesi de bu sürecin önemli bir parçası. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Suriye’de IŞİD’le mücadelede Türkiye’nin daha aktif rol üstleneceğini dile getirmesi, bugüne kadar ABD destekli YPG-SDG’ye biçilen bu rolün tasfiyesine ve SDG’nin varlık nedeninin ortadan kaldırılmasına yönelik bir adım. ABD Başkanı Trump’ın Suriye’deki Amerikan askerlerini çekmeyi yeniden ifade etmesi, IŞİD’le mücadele koalisyonunun bu konuda SDG’yi müttefik olarak görme yaklaşımını gözden geçirebileceğini gösteriyor. Bu da Türkiye-ABD arasında SDG-YPG’nin lağvedilerek IŞİD’le mücadelenin Türkiye’ye devredilebileceğini işaret ediyor.

 

Önceki Haber
CHP’liler ‘Filistin’ protestosu için Eminönü’nde toplanmaya başladı...
Sonraki Haber
Yargıtay’ın cezalarını onadığı Atatürkçü komutanlara hapis yolu:

İlgili Haberler:


Notice: Trying to access array offset on value of type bool in /home/u418159325/domains/yenisoluk.com/public_html/beta.yenisoluk.com/inc/functions.php on line 15